İGAM Başkanı Metin Çorabatır, 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Çorabatır, açıklamasında, “Göçmenler ve mültecilerin bilgileriyle, bağlantılarıyla, yetenekleriyle daha güçlü toplumların inşasına katkıda bulunduklarını belirterek,” Mültecileri ve göçmenleri birer ‘insan’ olarak görelim; varlıklarını bir şans ve fırsat olarak değerlendirelim” dedi.
Çorabatır’ın açıklaması şöyle:
Birleşmiş Milletler Göç Ağı, Uluslararası Göçmenler Günü’nde uluslararası toplumu göçmenlerin başta yaşam hakkı olmak üzere tüm insan haklarının korunması, kırılganlıklarının en aza indirilmesi ve güvenli, düzenli yasal göçten en üst düzeyde yararlanılması çağırısında bulundu
Geçen yıl itibariyle (2020) dünyada uluslararası göçmen ve mülteci tanımına giren 281 milyon insan bulunuyor. Uluslararası Göç Örgütü’ne göre, tüm dünya nüfusunun yüzde 3,6 göçmen. Bu insanların bir kısmı; kendi rızalarıyla, bir kısmı da afetler, ekonomik krizler, fakirlik ve çatışma ve siyasi baskılardan, zulümden dolayı ülkelerini terk eden ve etmekte olan kişiler.
Tüm bu faktörler gelecekte de göç olayının hacmini ve özelliklerini tanımlamayı sürdürecek. Dolayısıyla göç politikaları da bu faktörleri dikkate alarak planlanmalı ve göçün potansiyel yararlarından, göçmenlerin temel insan hakları korunarak faydalanılması sağlanmalıdır.
Göçmenler ve mülteciler bilgileriyle, bağlantılarıyla, yetenekleriyle daha güçlü toplumların inşasına katkıda bulunmaktadırlar.
Yabancı düşmanlığı görülmemiş boyutlara tırmanıyor
Ancak maalesef bu gerçeğin anlaşılamaması nedeniyle, 2018’den bu yana 14,000 göçmen, gitmek istediği ya da hayatını kurtarmak için gitmek zorunda kaldığı ülkeye erişemeden göç yollarında yaşamını yitirdi. Pek çok göçmen ve mülteci yarı yolda, son derece olumsuz koşullarda saplanıp kaldı ya da geri püskürtüldü. İnsan kaçakçılığı ve insan ticareti önemli bir sektör olarak gelişmesini sürdürüyor. Kayıtsız göçmenler başta Kovid-19 testi, aşısı ve tedavisi olmak üzere temel sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılıyor.
Kovid-19 ve ona bağlı ekonomik krizler, yüzbinlerce göçmeni işsiz bıraktı. Kadın ve çocuk göçmenler bu olumsuzluklardan en fazla etkilenen kesimler.
Temel insan hakları hukuku tarafından yasaklanmasına karşılık göçmenlere ve mültecilere yönelik ayrımcılık, yabancı düşmanlığı tarihte görülmemiş boyutlara tırmanıyor. Göç ve mülteci hareketlerinin oy kaygılarıyla siyasallaştırılması bu ayrımcılığı ateşleyen en önemli faktördür.
Türkiye yaklaşık dört milyonu kayıtlı mülteci, tahminen 1 milyonu da kayıtlı ya da kayıt dışı göçmen ve sığınmacı olmak üzere beş milyon yabancıya ev sahipliği yapıyor. Milyonlarda mülteciye ulusalları koruma sağlıyor. Mülteci kabul eden diğer ülkelerle beraber, Türkiye bu anlamda dünya barışına katkıda bulunuyor.
Bu yılki Uluslararası Göçmenler Günü’nün teması “İnsan Hareketliliğinin Meyvesini Toplamak” olarak belirlendi. Bu temanın gerçek hayatta karşılık bulması için iki köklü adıma ihtiyaç var. Birincisi mültecilerin ve ister kayıtlı ve düzenli, isterse düzensiz göçmenlerin yaşadıkları ülkelerde ayrımcılığa uğramalarına yol açan siyasi, hukuki ekonomik faktörlerin giderilmesine yönelik yasal düzenlemelerin yapılması. İkincisi de özellikle çok sayıda mülteci barındıran ülkelerin yüklendikleri sorumlulukların daha etkin bir biçimde tüm uluslararası toplumca paylaşılması.
Mültecileri ve göçmenleri birer “insan” olarak görelim; varlıklarını bir şans ve fırsat olarak değerlendirelim.



