MÜLTECİLERİN HUKUKİ DURUMUNA İLİŞKİN 1951 TARİHLİ SÖZLEŞME VE TÜRKİYE’NİN DURUMU
8 Ağustos 2016
Natalie MULLER
Deutche Welle
Şu an tüm dünyada yerlerinden edilmeye zorlanan insan sayısı 65.3 milyon.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre bu rakam gelmiş geçmiş en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. 1. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın çok büyük bir kısmına yayılmış statüsüz yüz binlerce mülteci durumları belirsiz bir şekilde kamplarda yaşıyordu. Bunun üzerine, sayıları hızla artan mültecilerin sorunlarına yanıt bulmak ve mülteci hukukuna ilişkin temel bir düzenleme getirmek amacıyla Birleşmiş Milletler harekete geçme kararı almıştır.
Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda düzenlenen özel bir konferansta, 28 Temmuz 1951 tarihinde imzalanmış ve 22 Nisan 1954 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşme mülteci tanımını “1951 yılından önce ve Avrupa’da meydana gelen olaylar” şartlarıyla sınırlamıştır.
1967 yılında, 1951 sonrasındaki dönemde meydana gelen olaylar sonucunda da mültecilere koruma sağlanmasının gerektiği kabul edilmiş, Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair 1967 Protokolü kabul edilerek Cenevre Sözleşmesi’nin tarih sınırlaması Protokole taraf ülkeler için kaldırılmıştır. Cenevre Sözleşmesi’ne taraf olan Türkiye, 1967 Protokolü’nü 1 Temmuz 1968 tarihinde onaylamış ancak Cenevre Sözleşmesi ile düzenlenen coğrafi sınırlama ilkesini sürdürmeyi seçmiştir.
Bu nedenle Türkiye sadece Avrupa Konseyi üyesi ülke vatandaşlarına mülteci statüsü verebilmektedir.
1951’den bugüne geçen 65 yıllık sürecin kaleme alındığı Natalie Muller‘in Deutche Welle‘de çıkan 28 Temmuz 2016 tarihli yazısının tamamını okumak için tıklayınız.

