04.09.2021
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kararı uyarınca, Ankara ili mülki sınırları geçici koruma kaydına kapatıldı. Başka illerde kayıtlı olup fiilen Ankara’da ikamet eden geçici koruma statü sahibi Suriyeliler de tespit edilerek kayıtlı olduğu yerlere geri gönderilecekler. Bu karar her ne kadar Ankara ili özelinde gibi görülse de aslında daha önce İstanbul için de gündeme gelen bir konu. Şöyle ki; İstanbul Valiliği’nce 22 Temmuz 2019 tarihinde yapılan açıklamada geçici koruma kapsamında olmakla birlikte, İstanbul’da kaydı olmayan (diğer illere kayıtlı) Suriyelilerin kayıtlı bulundukları illere geri dönmeleri için 20 Ağustos 2019 tarihine kadar süre verilmişti. Belirtilen süre sonunda geri dönmediği tespit edilenlerin de bakanlık talimatı doğrultusunda kayıtlı oldukları illere sevk edilecekleri duyurulmuştu. Ve İstanbul’un geçici koruma kaydına kapalı olduğu da vurgulanmıştı. Bunun üzerine Suriyeliler arasında büyük panik yaşanmış ve tartışmalar çıkmış, sonunda da kayıtlı oldukları illere kendiliğinden dönenler olmuştu. Tabii ne kadarının gittiği, kaçının daha sonra geri geldiği, hâlâ İstanbul’da olup olmadıkları tartışılır ama Ankara duyurusu açısından bakıldığında durum biraz farklı gibi. Orada İstanbul duyurusunda olmayan şu ayrıntı da var:
Geri gönderilenler kayıtlı oldukları illerde ikamet süreçleri bildirim yükümlülüğü getirilerek takip edilecek.
Yani bu kez karar ve uygulama daha bir sıkı olacak. Elini kolunu sallayarak isteyen istediği yere gidemeyecek. Dolayısıyla da akla “Suriyeliler için yeni dönem mi?” sorusu geliyor. Çünkü kayıtlı olduğu iller dışında yaşayan Suriyelilerin sayısı oldukça fazla. Hem de eğitim ve sağlık hizmetlerini sadece kayıtlı oldukları illerde alabilmelerine rağmen. Yani çocuğunu okula gönderemiyor, mesela Kovid aşısı dahi olamıyorlar. Onun için de Ankara kararı ülkedeki tüm Suriyelileri kapsar mı ya da bundan böyle herkes kayıtlı olduğu yerde mi yaşayacak sorusunun yanıtı anlamlı. Ne kadar gerçekleşip gerçekleşmeyeceği de... Özellikle de gönderilen illerdeki rahatsızlık ki bunun otobüslerin durdurulması gibi örnekleri de yaşandı ve bir de o ilin iş, istihdam kapasitesi dikkate alındığında... O nedenle, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı Metin Çorabatır (eski BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Dış İlişkiler Sözcüsü) çalışarak ailesinin geçimini sağlayan kişinin kalması diğerlerinin gönderilmesi gibi formüllerin daha gerçekçi olduğunu savunuyor.

