EN

Türkiye’de Mülteci Liderliği: Mülteci öncülüğünde yürütülen kriz cevabı ve savunuculuktan öğrenilen dersler / Force 4 Refugees Tavsiye Belgesi (Özel)

30.06.2025

 

Türkiye’de Mülteci Liderliği:
Mülteci Öncülüğünde Yürütülen Kriz Cevabı ve Savunuculuktan Öğrenilen Dersler

Force 4 Refugees
Tavsiye Belgesi (Özel)

Haziran 2025

1. GİRİŞ

FORCE 4 Refugees (F4R) Koalisyonu, Suriye, Türkiye ve Avrupa merkezli kuruluşlar -Basmeh and Zeitooneh, Women Now for Development, Olive Branch, Door Beyond War, Support to Life, İGAM ve 11.11.11- arasında bir girişim olarak 2025 yılında kurulmuştur.

FORCE 4 Refugees Koalisyonu, Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin karşı karşıya kaldığı insani ve koruma alanlarındaki zorluklara yönelik kapsamlı araştırma ve savunuculuk faaliyetleri yürütmektedir. Bununla birlikte ‘mülteci liderliği’ ve mültecilerin hem ulusal hem de küresel düzeyde politika yapım süreçlerine katkıda bulunarak bugün ve yarınlarını şekillendirmelerini teşvik etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin ‘git ve gör ziyaretleri’ için son tarih olan 1 Temmuz ve Dünya Mülteciler Günü olan 20 Haziran yaklaşırken, F4R Koalisyonu temel hedef ve önerilerini kamuoyuyla paylaşmayı anlamlı bulmuştur. Bu önerilerle amaçlanan; donörler, Türk yetkililer ve BMMYK’nın mültecilerin korunmasına dair çerçevesini güçlendirmek, mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirmek ile Türkiye’deki Suriye ve diğer mülteci topluluklarının ülkelerine güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüş programlarını şekillendirmek amaçlanmaktadır. Koalisyon, Türkiye Hükümeti ile kurulan yapıcı işbirliğiyle, ortak sorumluluk paylaşımı ve mülteci haklarına saygı temelinde sürdürülebilir çözümleri kolaylaştırmayı hedeflemektedir.


2. BAĞLAM

2024 senesinde, Türkiye’deki mülteciler artan kamuoyu düşmanlığı sebebiyle zorluklarla karşılaşmaya devam etmekte, yetkililere bildirilen olaylar Suriyeli topluluklara yönelik artan tansiyonu gözler önüne sermektedir. Bu olaylar arasında Kayseri’deki araç ve işyerlerine zarar verilmesinin yanı sıra Antalya’da Suriyeli bir gencin ölümü, insan hakları gözlemcileri arasında endişeye yol açmıştır. Hem ulusal hem de uluslararası örgütler, geri gönderme kararları ve gönüllü geri dönüş formlarının kullanımındaki usullere yönelik prosedürler hakkındaki endişelerini dile getirmektedir. Bu raporlarda, bazı bireylerin bu süreçler sırasında baskıya maruz kaldığı ya da yeterli bilgiye erişemediği belirtilmiştir. Hükümet, durumu istikrara kavuşturmak ve mültecilere koruma sağlamak için birtakım çabalarda bulunmuşsa da karşılaşılan zorlukların kapsamı ve karmaşıklığı, sorunlara etkili ve sürdürülebilir bir yanıt verilebilmesi için topyekûn bir cevabı zorunlu kılmaktadır.

Aralık 2024 tarihinde Esad rejiminin düşmesiyle, aralarında Birleşik Krallık, Danimarka, Almanya, Fransa ve Belçika’nın da bulunduğu pek çok Avrupa ülkesi Suriyelilerin iltica başvuru işlemlerini askıya aldığını açıklamıştır. Son olarak Haziran 2025 tarihinde, Hollanda Hükümeti Suriye’nin tamamını “silahlı çatışmada ayrım gözetmeyen şiddet” açısından en düşük kategoriye alarak bunu yapan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. Ayrım gözetmeyen şiddetin belirli bir düzeyin üzerinde olması uluslararası koruma başvurularının kabul edilmesinde kriter olduğu için bu sınıflandırma, Suriyelilerin hem değerlendirme sürecindeki hem de ilerideki iltica başvuruları için olumsuzluk yaratmaktadır. Bu sınıflandırma, iltica başvuruları onaylanmış kişileri etkilememektedir. Bununla birlikte Hollanda Hükümeti durumu izlemeye devam edecektir ve yeterli bilgi olduğunda, Hollanda’da bulunan uluslararası koruma kapsamındaki Suriyelilere verilen koruma statüsü ve oturma iznini kaldırma kararını alabilecektir. Suriye’deki gelişmelere yönelik ve ‘gönüllü geri dönüşü’ teşvik etmek adına Türkiye, Suriyelilere ‘git ve gör ziyaretleri’ kapsamında altı aylık bir izin vermiştir. Bu uygulamanın süresi 1 Temmuz 2025 tarihinde sona erecektir.

Aralık 2024 itibarıyla geçici koruma statüsüyle 2,9 milyon Suriyeli Türkiye’de resmi olarak kayıtlıyken, Afgan, Iraklı ve diğer mülteciler ile düzensiz göçmenler uluslararası koruma için uygun kriterlere sahip değildir. Mayıs 2025 itibarıyla, Türkiye Cumhuriyeti Göç İdaresi Başkanlığı, Suriye’deki rejimin düşmesi sonrasına kıyasla Türkiye’deki Suriyeli sayısının 250,064 kişi azaldığını bildirmiş; fakat bu kişilerin varış yerlerine dair (örneğin: Suriye’ye dönüş, üçüncü bir ülkeye yerleşim veya başka bir yere göç) detaylı bilgi vermemiştir. BMMYK, Türkiye’den Suriye’ye 200,000’den fazla dönüşü kayıt altına almıştır.

FORCE 4 Refugee Koalisyonu’nu; AB’nin, AB üyesi devletlerin, Türk yetkililerinin ve BMMYK’nın Türkiye’deki mültecileri üç hedef doğrultusunda desteklemesi gerektiğini savunmaktadır. Bu hedefler:

1. Türkiye’deki mültecilere, göçmenlere ve ev sahibi topluluklara adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir insani yardım ve koruma alanları aracılığıyla yaşam koşulları sağlamak: Bu da ev sahibi ülkeye verilen desteğin kesintisiz biçimde sürdürülmesini gerekli kılmaktadır.
2. Türkiye’de mültecilerle ilgili politika yapım süreçlerinde mültecilerin, kadın mültecilerin, mülteci liderliğindeki kuruluşların (refugee-led organisations) ve mülteci odaklı kuruluşların (refugee-focussed organisations) etkili katılımını yapısal olarak mümkün kılmak.
3. Mültecilerin, kadın mülteciler liderliğindeki grupların, mülteci liderliğindeki kuruluşların ve mülteci odaklı kuruluşların, küresel mülteci rejiminin, en üst düzeyleri de dahil, politika yapımının tüm düzeylerinde anlamlı/etkin katılımını yapısal olarak mümkün kılmak.

3. ÖNERİLER

3.1. Türkiye’de Mülteciler İçin İnsani Yardım ve Koruma Alanları ile Yaşam Koşulları


Mültecilerin gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşlerinin güvence altına alınması

● Donör ülkelerin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile yapıcı diplomatik diyalog içinde mültecilerin gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş ilkesinin korunmasına yönelik ortak taahhütlerini teyit etmeleri teşvik edilmelidir. Söz konusu işbirliği, bireyin rızası dışında gerçekleşen geri dönüşlere ilişkin herhangi bir iddianın uluslararası koruma standartları doğrultusunda uygun şekilde ele alındığından emin olunmasını sağlayacak şeffaf inceleme mekanizmaların desteklenmesini de içermelidir.

● AB ve üye devletler, geri dönüş güvenceleri konusunu düzenli biçimde AB-Türkiye Göç ve Güvenlik Yüksek Düzeyli Diyaloğu çerçevesinde gündeme getirmeyi düşünebilir. Şeffaflık ve hak temelli işbirliğini teşvik etmek için daha geniş çabaların bir parçası olarak, geri dönüş prosedürlerine ilişkin bağımsız değerlendirmeler – özellikle AB tarafından finanse edilen geri gönderme merkezlerinde – gönüllü geri dönüş ilkeleriyle uyumun sağlanmasına ve karşılıklı güvenin artmasına katkı sağlayabilir.

● AB ve AB üye devletleri, ilgili aktörlerin (BMMYK, Ombudsmanlık Kurumu, TİHEK) geri dönüş hareketlerini izleme çabalarını, Türkiye’nin Suriye’ye olan başlıca sınır kapılarında (Akçakale, Cilvegözü, Öncüpınar) ve Türkiye’deki gözaltı ile geri gönderme merkezlerinde izleme varlığının güçlendirilmesi yoluyla desteklemelidir.

● Avrupa Komisyonu, AB-Türkiye Bildirisi ve mülteci, sığınmacı ile göç alanındaki işbirliğine ilişkin – Avrupa Parlamentosu’nun Mayıs 2021 tarihinde talep etmiş olduğu üzere – insan hakları etki değerlendirilmesini de içeren nesnel bir değerlendirme oluşturma yönündeki çabalarını hızlandırmalıdır.

● AB üye devletleri, Suriyeli mülteciler için Avrupa’ya yeniden yerleştirme kotaları ve diğer güvenli ve resmi geçiş yollarını arttırmalı; AB ülkeleri arasında adil ve hakkaniyete dayalı paylaşım mekanizmaları geliştirerek yeniden yerleştirme programlarının etkinliğini arttırmalı; mültecilerin yeniden yerleştirilmesinin önemine dair kamuoyu bilgilendirme kampanyaları yürüterek Avrupa kamuoyunda anlayış ve empatiyi arttırmalıdır.


“Üçlü bağ” çerçevesinde kalıcı çözümler için yeterli, esnek ve çok yıllı finansman sağlanması

● Donör ülkeler Türkiye’deki mülteciler ve ev sahibi topluluklar için yeterli, öngörülebilir, esnek ve uzun vadeli insani, kalkınma işbirliği ve barış inşası (İnsani, Kalkınma ve Barış Bağlantısı (Humanitarian, Development, and Peace Nexus) ya da üçlü bağ) finansmanının sağlanmasına yönelik taahhütte bulunmalı ve bu süreci hızlandırmalıdır. Türkiye’deki Suriyeli mültecilere yönelik olarak; nakit yardım, barınma, geçim desteği ve psikososyal desteğin yanı sıra, hukuki destek ve Türkçe dil eğitimi projeleri ile Türk vatandaşlarına yönelik Suriyeli mültecilere dair önyargılar, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılıkla mücadeleyi amaçlayan kamuoyu kampanyaları da desteklenmelidir.

● Donör ülkeler, kadın ve genç mülteciler tarafından yürütülenler dahil olmak üzere Mülteci Öncülüğündeki Kuruluşlar ve bu kuruluşların konsorsiyumlarına sürdürülebilir ve esnek mali destek sağlamak için yöntem ve mekanizmaları kararlılıkla araştırmalıdır. İnsani destek, kalkınma işbirliği ve barış inşası arasındaki “üçlü bağa” ilişkin 2019 OECD Kalkınma Yardımları Komitesi (DAC) tavsiyesini hayata geçirmeyi amaçlayan yerel girişimlere de destek sağlanmalıdır.


İlgili hukuki bilgilere erişimin sağlaması

● Türk yetkililer, mültecilerle ilgili bilgi güncellemelerini sistematik biçimde Göç İdaresi Başkanlığı internet sitesinde yayımlayarak bilgi akışını daha verimli hale getirmeli ve merkezileştirmelidir.

● Türk yetkililer Türkiye’deki Suriyelilere hukuki başvuruları nasıl tamamlayacaklarına dair adımlar, hukuki başvuruların nereye yapılacağına dair açık yönelgeler, başvuru sürecinde sorularını yöneltebilecekleri irtibat noktası ya da yetkili merci ve talep edilen hukuki statü için yeterlilik kriterlerini içeren bir liste sunmalıdır.

● Türk yetkililer İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) rolünü yeniden canlandırmalı ve güçlendirmelidir. Ayrıca, geri dönüş prosedürlerine ilişkin yasal çerçevenin mülteciler için – hukuki temsil hakkı ve itiraz hakkı gibi – usule ilişkin güvenceleri içermesini sağlamalıdır.

● Türkiye ve AB üye devletleri, Suriyeli mültecilerin Suriye’ye ‘git ve gör’ ziyaretlerine sürekli olarak izin verme taahhüdünde bulunmalı ve bu ziyaretlerin süresini, Suriye’ye kalıcı geri dönüş zorunluluğu getirmeksiniz ve Türkiye’de kalma haklarını kullanmaları halinde statü kaybına uğramayacaklarını açıkça güvence altına alacak şekilde uzatmalıdır. Devletler, vakit kaybetmeden Suriyeli mültecilere, ev sahibi ülkedeki mevcut yasal statülerini tehlikeye atmadan söz konusu ziyaretleri nasıl gerçekleştirebileceklerine ve önceden almaları gereken tedbirlere dair bilgileri sağlamalıdır.


3.2. Mülteci Liderliği ve Türkiye’de Mültecilerle İlgili Politika Yapım Sürecine Anlamlı Katılım

● Birleşmiş Milletler Ülke Ekibi ve Mukim Koordinatörlük Ofisi, (Uganda’da halihazırda var olan “Mülteci Katılım Forumu”ndan öğrenilen iyi uygulamalar ve çıkarılan dersler temel alınarak) seçilmiş mülteci liderlerinden oluşan ve Türkiye’deki mültecilere yönelik strateji, politika yapımı ve program tasarımı süreçlerini en üst düzeyde doğrudan etkileyebilmesi için gerekli alan ve kaynakların sağlandığı bir “Anlamlı Mülteci Katılım Forumu” kurmalıdır.

● BM Ülke Ekibi ve BM Mukim Koordinatör Ofisi, Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki iyi uygulamalardan ve çıkarılan derslerden yararlanarak, Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi - OCHA’nın İnsani Veriler Merkezi ile yakın iş birliği içinde, yeni, ortak, kapsamlı müdahaleyi öngören ve topluluk öncülüğünde işleyen bir Toplum Geri Bildirim Mekanizması için bir standart uygulama prosedürü geliştirmelidir.

● Donör ülkeler, insani yardım programlamasında hesap verebilirliğe yönelik birleşik ve koordine bir yaklaşımı teşvik etmek amacıyla bir “Hesap Verebilirliğin Dostları Grubu” (Friends of AAP) oluşturmayı değerlendirmelidir. Bu grup, düzenli toplantılarla proje gerekliliklerini uyumlaştırabilir, iyi uygulamaları paylaşabilir, özellikle kolektif hesap verebilirlik ve topluluk öncülüğündeki geri bildirim mekanizmaları konularındaki finansman boşluklarını tespit edebilir; ayrıca mülteciler ile Mülteci Öncülüğündeki Kuruluşlarla doğrudan etkileşime geçerek kapsayıcı bir diyalog ve müdahale planlaması sağlayabilir.

● Donör ülkeler, katılımcı proje tasarımı ve uygulamasında kanıtlanmış bir geçmişe sahip, mülteci topluluklarıyla uzun vadeli ve güvene dayalı ilişkiler kurabilen ve topluluk geri bildirimlerini karar alma süreçlerine dahil eden kuruluşlara öncelikli olarak fon sağlamalıdır. Aynı zamanda, yararlanıcı kuruluşlara, geri bildirimlere dayanarak programlarını gerektiğinde başlangıçtaki tekliften önemli ölçüde farklı olacak şekilde esnek biçimde uyarlayabilmeleri için gerekli alan ve esneklik tanınmalıdır.

● Donör ülkeler, projelerde hesap verebilirlik odaklı göstergeleri ve kriterleri proje şartlarına entegre etmelidir. Yararlanıcı kuruluşlar, özellikle kadın mültecilerin projelerin tüm aşamalarında anlamlı katılımını nasıl sağlayacaklarını göstermelidir. Ayrıca, geri bildirim ve şikâyet mekanizmalarının nasıl işleyeceğini, geri bildirimin program kalitesini nasıl iyileştireceğini, kolektif sistemlere nasıl katkı sunacağını, geri bildirim döngüsünü nasıl kapatacağını ve etkilenen toplulukların memnuniyetini yansıtan ölçülebilir çıktılara nasıl dönüştürüleceğini açıkça belirtmelidir.

● Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri, farklı geçmişlerden gelen mülteciler, kadın mülteciler, aktivistler ve mülteci öncülüğündeki kuruluşları, politika yapım süreçlerine anlamlı biçimde katılım sağlayabilecekleri forumlara, platformlara ve fırsatlara davet etmelidir.

● Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri ve BMMYK, geri dönüş programlarının tasarım ve uygulama aşamalarında mülteci topluluklarının görüşlerinin öncülük edici olmasını temin etmelidir.

● Türk yetkililer, mülteciler veya koruma çerçevelerine ilişkin mevcut yasaların değiştirilmesi ya da yeni yasaların oluşturulmasında mültecilerin görüşlerini merkeze almalıdır.

● Ulusal, bölgesel ve yerel düzeydeki Türk yetkililer, mültecileri etkileyen politika yapım süreçlerinde, yerel öncülüğünde ve mülteci öncülüğünde toplanan veri ve politik önerilere dayalı hareket etmelidir.

3.3. Küresel Mülteci Rejiminde Mülteci Liderliği ve Politika Yapım Süreçlerine Anlamlı Katılım

● BMMYK ve diğer BM birimleri, organları, ajansları ve programları, mülteciler, mülteci öncülüğündeki kuruluşlar ve mülteci odaklı örgütlerin anlamlı katılımını ve liderliğini mümkün kılacak gerekli yapısal düzenlemeleri, kilit uluslararası politika yapım forumlarında gerçekleştirmelidir.


● Donör ülkeler ve BM kuruluşları, Küresel Mülteci Öncülüğündeki Ağ (Global Refugee-Led Network) gibi mülteci öncülüğündeki küresel savunuculuk ağlarının uluslararası politika yapım forumlarında anlamlı biçimde yer almasını sağlamak amacıyla finansman tahsis etmeli ve sürdürülebilir destek sağlamalıdır. Bu, daha kapsayıcı ve temsili karar alma süreçlerinin teşvik edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.


● BMMYK’nın 2025 Yüksek Düzeyli Yetkililer Toplantısı ve 2027 Küresel Mülteci Forumu’na katılan ülkeler, yerelleşme, mülteci öncülüğündeki kuruluşlara destek, etkilenen nüfuslara hesap verebilirlik ve anlamlı mülteci katılımı konularında somut ve iddialı taahhütlerde bulunmalıdır.


● Avrupa Birliği ve AB üye ülkeleri, mülteci öncülüğündeki kuruluşlar ve mülteci odaklı örgütlere odaklanan donör finansman mekanizmaları oluşturmalı, desteklemeli ve bu mekanizmalara finansman sağlamalıdır.


● Avrupa Birliği ve AB üye ülkeleri, Türkiye’de faaliyet gösteren mülteci öncülüğündeki kuruluşlar ve mülteci odaklı örgütlere sürdürülebilir, öngörülebilir ve uzun vadeli finansman sağlamalı; özellikle bu kuruluşların küresel mülteci politikası yapım süreçlerine anlamlı katılımını mümkün kılacak kapasite paylaşımı programlarını desteklemelidir.

 

 

 

 

 

Ek 1: FORCE 4 Refugees (F4R) Koalisyonu
FORCE 4 Refugees (F4R), 2025 yılında kurulmuş bir koalisyondur. Türkiye’deki mültecilerin karşılaştığı insani yardım ve koruma sorunları üzerine araştırma ve savunuculuk çalışmaları yürüten Suriyeli, Türkiyeli ve Avrupalı kuruluşların uzmanlığını ve çabalarını bir araya getirmektedir. F4R, özellikle mülteci liderliği ile ulusal ve küresel politika yapım süreçlerine anlamlı katılımı odağına almakta; bu süreçlerin mültecilerin haklarını, ihtiyaçlarını, güncel yaşamlarını ve geleceklerini etkilediğine dikkat çekmektedir.


Koalisyonu oluşturan kuruluşlar şunlardır:
Basmeh & Zeitooneh Yardım ve Kalkınma Derneği (B&Z) Sivil Toplum Güçlendirme Birimi
Sivil Toplum Güçlendirme Birimi, 2018 yılından bu yana Suriye, Lübnan ve Türkiye’deki bağımsız sivil toplum aktörlerini desteklemektedir. Birim; taban örgütleri, mülteci öncülüğündeki inisiyatifler ve aktivistleri finansman, kapasite geliştirme ve savunuculuk yoluyla güçlendirmeye odaklanmaktadır. Bu sayede, sivil toplumun çözüm tasarımı süreçlerine katılımı, topluluk seslerinin duyurulması ve uzun vadeli etki için savunuculuk yapılması sağlanmaktadır.
Şimdiki Kadınlar Yardımlaşma Derneği - Women Now for Development (WND)
Türkiye’de 2015’ten bu yana faaliyet gösteren, Suriyeli kadınların öncülüğünde kurulmuş, taban örgütü niteliğinde, kesişimsel feminist bir yapıya sahip olan Şimdiki Kadınlar Yardımlaşma Derneği; kadınları ve kız çocuklarını güçlendiren katılımcı ve dönüştürücü yöntemler kullanmaktadır. Şimdiki Kadınlar Yardımlaşma Derneği, aynı zamanda kadın öncülüğünde feminist hareketlerin inşasına ve feminist bilgi üretimine katkı sunmaktadır.


Zeytin Dalı - Olive Branch (OB)
2015’ten bu yana Gaziantep’te faaliyet gösteren Suriyeli öncülüğündeki bir sivil toplum kuruluşudur. OB, Türkiye ve Suriye’de insan hakları, sivil toplumun güçlendirilmesi ve kırılgan toplulukların korunması alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Türkiye’de mültecilerin doğrudan politika yapımına katılımını teşvik eden projeleri desteklemektedir. Depremden etkilenen bölgelerde ise psikososyal destek, ekonomik dayanıklılık ve hak temelli yardımlar yoluyla topluluk temelli çözümler sunmaktadır.


Door Beyond War (DOOR)
DOOR, topluluk geliştirme, kurumsal gelişim ve girişimcilik alanlarında kapasite geliştirme ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Suriye toplumuna savaşın ve zorlu çatışmaların ötesinde bir kapı aralamayı hedefleyerek, ihtiyaca uygun çözümler geliştirmektedir. DOOR, Türkiye ve Suriye’de faaliyet göstermektedir.


İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) - Research Centre on Asylum and Migration
2013 yılında mültecilerin korunması ve kalıcı çözümler üretilmesi amacıyla kurulmuş Türkiye merkezli bir sivil toplum kuruluşudur. Bağımsız ve apolitik bir yapıya sahip olan İGAM, araştırma ve savunuculuk faaliyetleri yürütmekte olup, büyük oranda AB fonları ve diğer kaynaklardan yararlanmaktadır.


Hayata Destek Derneği - Support to Life (STL)
Afetlerden etkilenen toplulukların temel ihtiyaçlarına ve haklarına erişimini sağlamak amacıyla kurulmuş bağımsız bir insani yardım kuruluşudur. Hayata Destek Derneği’nin öncelikli çalışma alanları Acil Yardım, Mülteci Destek Programı, Çocuk Koruma, Yerelleşme ve Kapasite Geliştirmedir. “Grand Bargain” sürecinden bu yana, Hayata Destek Derneği yerel öncülüğündeki insani yardım aktörleri ve faaliyetleri konusunda sektör öncüsü bir rol üstlenmektedir.


11.11.11
Belçika’nın Flaman bölgesinde faaliyet gösteren STK’lar, sendikalar, toplumsal hareketler ve dayanışma gruplarının oluşturduğu bir koalisyondur. Uluslararası dayanışmayı teşvik etmek amacıyla ortak savunuculuk çalışmaları yürütmektedir.
Koalisyon olarak, insan hakları, barış inşası, kalkınma ve insani yardım alanlarındaki çeşitlenmiş uzmanlığımızı bir araya getirerek; Türkiye’deki mültecilerin korunması, insani ihtiyaçları ve karar alma süreçlerine anlamlı katılımı ve liderliği için araştırmalar yapıyor ve savunuculuk faaliyetlerinde bulunuyoruz.


F4R, kapsamlı araştırmalar ve hedef odaklı savunuculuk yoluyla, mültecileri etkileyen politikalarda değişim yaratmayı hedeflemekte; mültecilerin hak ve ihtiyaçlarının tüm müdahalelerde, ulusal ve küresel politika yapım süreçlerinde merkezde olmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Whatsapp