MÜLTECİ OLMAK BİR SUÇ DEĞİL!
Rumeysa BOZDEMİR
İGAM Keçiören Bilgi ve Destekleme Noktası Vaka Sorumlusu
24 Haziran 2019
Birleşmiş Milletler verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 4 milyon mülteci bulunduğu belirtilmektedir. Bu mültecilerin 3.6 Milyonu Suriye vatandaşı olup Türkiye’deki geçici koruma statüsünden yararlandırılmaktadırlar. Geri kalan 400 bin ila 500 bin arasındaki mülteciler de, başta Afganistan, Irak, İran, Somali olmak üzere yaklaşık 80 kadar ülkeden gelerek, Türkiye’den uluslararası koruma talep etmişlerdir (1). Bir başka ifadeyle, 4 milyon civarındaki mültecinin hemen hepsi Avrupa ülkesi olmayan bir ülkeden Türkiye’ye kaçmıştır. Geçmişteki bilgilerimiz bir yana koyarsak, hâlihazırda, bir Avrupa ülkesinden Türkiye’ye sığınan bir mültecinin varlığı bilinmemektedir. Bazı iddialara göre ise Avrupalı 4-5 mülteci ülkemizden uluslararası koruma almaktadır.
Mevcut durum
Uluslararası mülteci hukukuna göre, mültecilerin evlerinden ve ülkelerinden zorunlu ayrılma sebepleri; zulüm, savaş, iç karışıklık, yaşamın tehdit edilmesi şeklinde farklılaşabilmektedir. 2013 yılında TBMM tarafından kabul edilen 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu da benzer tanımları kabul etmektedir. Ancak Türkiye’nin taraf olduğu 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne Dair Sözleşme ile 1967 tarihli Protokole bağlı olarak coğrafi kısıtlamayı sürdürmesi nedeniyle, Avrupa dışındaki bir ülkenin vatandaşı olarak Türkiye’ye sığınanlara; Türkiye, mülteci statüsü vermemektedir. Bu nedenle, Türkiye’nin söz konusu uluslararası belgeleri parlamentosundan onaylamasından bu yana, Avrupa ülkesi vatandaşı olmayan mültecilerin Türkiye’de mülteci statüsü kazanarak yerleşmeleri ve bir kalıcı çözüm olarak Türk toplumuna entegre olmaları söz konusu olamamaktadır. 2011’deki Suriye mülteci krizine kadar, Avrupalı olmayan mülteciler için tek kalıcı çözüm yolu; bu kişilerin üçüncü bir ülkeye, UNHCR (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği) tarafından yerleştirilmeleriydi.
Sonu gelmeyen bekleme süreci!
Mültecilerin Statüsüne Dair Sözleşme’nin giriş bölümü, mülteci sorununun uluslararası sınırları aşan nitelikte bir sorun olduğunu vurgular ve bu sorunun ancak uluslararası işbirliği ile çözülmesi gerektiğinin altını çizer. Üçüncü ülkeye yerleştirme sistemi bir ölçüde dünyadaki ülkelerin göç alanında sorumluluğu dengeli olarak paylaşmasına hizmet etmek amacıyla kurulmuştur. Ama asıl amacı, mültecilerin sığındıkları ülkede de can güvenliklerinin olmaması veya bu ülkelerin onlara -Türkiye örneğinde olduğu gibi- yerleşerek entegre olma izni vermemesi durumlarında mültecileri bir üçüncü ülkeye entegre etmektir. (2) Ancak Suriye kriziyle birlikte Türkiye’de hızla artan mülteci sayısı, üçüncü bir ülkeye yerleştirme olanaklarını çok büyük oranda azaltmıştır. Böylelikle üçüncü ülkeye yerleştirilmek için başvuran mülteciler süresi ve sonu belli olmayan bir bekleme sürecine girmektedirler.
Keçiören’de bulunan İGAM Mülteci Bilgilendirme ve Destekleme Noktası’na gelen, üçüncü ülkeye yerleştirilmeyi bekleyen mültecilerde birbirine benzer hayal kırıklığını gözlemlemek mümkün: Beklemenin vermiş olduğu yorgunluk, belirsizliğin oluşturduğu boşluk, gelecek kaygısı, sıkışmışlık hissi. Bunlar yarım saatlik görüşmelerde ilk göze çarpan detaylar. Kişilerin yıllardır yaşamını nasıl sürdürdüğü, çocukları için bir gelecek kurma gayretiyle yaptıkları ise ayrı bir hikaye.
“Ben ve ailem yıllardır ateşler içinde!”
Yararlanıcılardan birinin dile getirdiği cümle aslında mültecilere, göçmenlere ve onlara sağlanan haklara yönelik temel bir gerçeği ortaya koyuyor. 7 yıldır üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeyi bekleyen Somalili yararlanıcı A.A. yaşadıklarını psikolojik ve duygusal işkence olarak tanımladıktan sonra “ Mülteci olmak bir suç değil.” diyor. “ Kendime mülteci dediğim günden beri ateşler içindeyim. Ben ve ailem yıllardır ateşler içinde.” Üçüncü bir ülkeye yerleştirilmek istediğini, mümkün değilse Türkiye’de kendisine bir yaşam kurmak istediğini, 7 yıldır Türkiye’de olduğunu ancak hala kendisine bir yaşam alanı oluşturamadığını belirtiyor. Türkiye’ye desteklerinden dolayı çok minnettar olduğunu ancak artık bir gelecek istediğini söylüyor ısrarla.
Bir başka yararlanıcı, 10 yıldır Türkiye’de üçüncü ülkeye yerleştirilmeyi bekliyor. Artık dayanacak gücünün kalmadığını ve son çabaları da sonuç vermezse intihar edeceğini söylüyor. Başvurulabilecek her yere başvurduğunu, sayısız dilekçe yazdığını, ülkelerin büyükelçiliklerine ulaştığını ancak hep aynı yanıtı aldığını belirtiyor; “ Başvurunuzu yapın ve bekleyin.”
Üçüncü ülkeye yerleştirme
Dünyadaki mültecilerin yalnızca %1’inden azı üçüncü bir ülkeye yerleştirilmektedirler. Ve üçüncü ülkeye yerleştirme bir hak olarak sunulmamaktadır. Yalnızca ihtiyaç sahiplerine sağlanan kolaylaştırıcı bir hizmet olarak değerlendirillmektedir. (3) Türkiye’de de mültecilerin yalnızca %0,5’i üçüncü ülkeye yerleştirilme için yerleştirmeyi kabul edilen ülkelere sunulmaktadır. Bu oran, ülkelerin kabul ettiği kişi sayısına göre belirlenmektedir. Sunulan kişile,r Suriye, Afganistan, Irak, İran ve diğer ülke vatandaşlarından oluşmaktadır. 2018 yılında Türkiye’de 6443 kişi üçüncü ülkeye yerleştirilmiştir. (4)
“Araf”ta beklemek!
Bilinenin aksine üçüncü ülkeye yerleştirme sayıları ve kabul edilme şartları Birleşmiş Milletler, Türkiye veya Göç İdaresi ile ilgili değil, yerleştirilen ülkeler ile ilgilidir. Yani süreç diğer ülkelerin bahsedilen “Sorumluluğu dengeli paylaşma” süreci ile ilgili yaklaşımları neticesinde ilerliyor. Ülkelerin iç ve dış politikalarını etkileyen pek çok etmenin bulunduğu bilinen bir gerçek. Ancak bu süreçlerde hayatı beklemek ile geçen, geleceğe dair hiçbir plan kurma hakkını dahi kendinde göremeyen, mülteci olarak doğup mülteci olarak ölen insanların hayatları istatistik verilerden, hüzünlü küçük hikayelerden ileride değerlendirilmelidir. Üçüncü ülkeye yerleştirilmek bir hak olmayabilir ancak yıllarca, “Araf”ta bekleyen insanlar için de en güzel savunma: “Mülteci olmak bir suç değil.”
NOT: Türkiye 1951 yılında imzaladığı Cenevre Sözleşmesi gereği Avrupa sınırları dışından gelen göçmenleri mülteci statüsünde saymamaktadır. Ancak kişiler coğrafi kısıtlama nedeniyle mülteci sayılmasalar bile zulümden kaçma, can tehlikesi vb durumlar itibariyle mülteci olma şartlarını sağladıkları için bu yazıda mülteci ifadesi kullanılmıştır.
https://www.unhcr.org/tr/turkiyedeki-multeciler-ve-siginmacilar
Türkiye’de Üçüncü Ülkeye Yerleştirme. (2018). https://www.unhcr.org/tr/wp-content/uploads/sites/14/2018/12/Resettlement-Fact-Sheet-September-2018-TR.pdf
https://help.unhcr.org/turkey/tr/resettlement/
Türkiye’de Üçüncü Ülkeye Yerleştirme. (2018). https://www.unhcr.org/tr/wp-content/uploads/sites/14/2018/12/Resettlement-Fact-Sheet-September-2018-TR.pdf

