EN

SURİYE GELİŞMELERİ DERLEMESİ NO: 5

10.03.2025

Anadolu Ajansı (07. 03. 2025)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "133.000 Suriyeli Geri Döndü"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Mart 2025 tarihinde bir iftar programında yaptığı konuşmada, Esad rejiminin çöküşünden bu yana 133.000 Suriyelinin gönüllü olarak Suriye’ye döndüğünü açıkladı. Cumhurbaşkanı, geri dönüşlerin gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştiğini ve Türkiye’nin bu süreci desteklemeye devam ettiğini belirtti. Ancak, mültecilerin dönüş sürecinin Suriye’deki güvenlik durumu ve altyapı eksiklikleri nedeniyle çeşitli zorluklarla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Uluslararası kuruluşlar ve uzmanlar, mültecilerin güvenli dönüşü için altyapı yatırımlarının, ekonomik istikrarın ve güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Türkiye ise bu süreçte yerel ve uluslararası iş birlikleriyle dönüş koşullarını desteklemeye devam edeceğini bildirmektedir.

 

UNHCR

UNHCR (BMMYK) ANLIK BÖLGESEL GÜNCELLEME NUMARA 17

www.unhcr.org

7 Mart 2025

Türkçe Özet

(İGAM tarafından çevrilmiştir)

Önemli Başlıklar

6 Mart 2025 itibarıyla, UNHCR (BMMYK), Aralık 2024 başından bu yana komşu ülkeler aracılığıyla Suriye'ye dönen kişi sayısının yaklaşık 301.900 olduğunu tahmin etmektedir. Bu sayılar, Suriye içinden ve dışından gelen kaynaklardan elde edilmiştir ve UNHCR’a (BMMYK’ya) kayıtlı mülteciler ile Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır’dan dönen diğer Suriyelileri, ayrıca bölge dışından transit geçenleri kapsamaktadır.

Ürdün hükümeti sözcüsü 4 Mart’ta, Ürdün'den gönüllü geri dönüş yapmak isteyen Suriyeli mültecilerin bazı gümrük hizmet ücretlerinden muaf tutulacağını duyurdu. Muafiyet, özellikle bagaj ve mobilya taşımacılığına yönelik gümrük ücretlerini kapsamaktadır.

UNHCR (BMMYK), REACH ve Kamp Koordinasyonu ve Kamp Yönetimi Kümesi tarafından yapılan geniş çaplı yeni bir niyet anketine göre, Kuzeybatı Suriye'deki kamplarda ve geçici barınma alanlarında yaşayan bir milyon yerinden edilmiş kişi, önümüzdeki bir yıl içinde kendi bölgelerine dönmeyi planladığını belirtmiştir. Bu kişilerin 600.000’i yaz sonuna kadar dönmeyi hedeflemektedir.

Türkiye

Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz, Birleşik Krallık Orta Doğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan Devlet Bakanı Hamish Falconer ve heyetini ağırladı. Medyada yer alan haberlere göre, görüşmelerde Suriye ve diğer bölgesel konular, özellikle finansal hareketliliği yeniden sağlamak amacıyla Suriye’ye uygulanan yaptırımların koşulsuz olarak kaldırılması ele alındı.

ETANA

ETANA Syria tarafından 8 Mart 2025 tarihinde yayınlanan 21 Numaralı Suriye Güncellemesi Raporu

(8 Mart 2025, 01.00 itibarıyla- İGAM tarafından Türkçe ’ye çevrilen özet)

Genel

Bu hafta sözde "Suriye'yi Kurtarma Askeri Konseyi" tarafından düzenlenen saldırılar ve operasyonlar, Esad'ın düşüşüne karşı rejimin daha organize bir tepki vermeye başladığının ilk işaretleri olabilir. Aslında, bu operasyonlar üst düzey rejim yetkililerinin yürüttüğü organize bir askeri harekât olup, güvenlik güçlerinin mezhepsel baskılarından korkan Alevilerin ayaklanması değildir. Şu an için sahil bölgelerinde güvenlik operasyonları azalırken, bu saldırılarla başlayan çatışmalar da büyük ölçüde sona ermiş görünüyor. Ancak operasyonlar sırasında ağırlıklı olarak Alevi sivillere yönelik ayrım gözetmeyen şiddet ve hak ihlallerine dair kanıtlar ortaya çıktıkça, mezhepsel gerilimlerin artabileceğine dair endişeler artıyor. Bu durum, eski rejim mensupları ve dış destekçileri için yeni yönetime karşı saldırılar planlamak adına sahil bölgelerini bir üs haline getirme fırsatı yaratabilir.

Öte yandan, Şam'da geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa, Suriye’nin yeni anayasal düzeninin temel ilkelerini belirlemek için yedi kişilik bir komite atadı. Ancak, tıpkı geçen hafta gerçekleşen Ulusal Diyalog Konferansı gibi, bu komitenin nasıl seçildiği, yetkinliği ve bağımsızlığı hakkında ciddi endişeler var. Ayrıca sızdırılan anayasa taslağı, özellikle cumhurbaşkanının Müslüman olması gerektiğini ve İslam hukukunun Suriye’nin gelecekteki yasalarının temeli olacağını belirten madde nedeniyle büyük tartışma yarattı.

Suriye Sahilinde Gerilim Artıyor

Esad’ın Aralık ayında düşüşünden bu yana, rejim yanlısı grupların kalıntıları ülke genelinde Genel Güvenlik güçlerine yönelik küçük çaplı, ani saldırılar düzenliyordu. Ancak bu haftaki saldırılar, şimdiye kadar en organize ve en fazla can kaybına neden olan operasyon oldu. Rejim yanlıları Lazkiye kırsalındaki Ceble kasabası yakınlarında Genel Güvenlik birliklerine yönelik koordineli pusu saldırıları düzenledi. Bu saldırılarda ve sonrasında çıkan çatışmalarda en az 100 güvenlik görevlisi ve 15 sivil hayatını kaybetti. Bu isyancı grup, eski 4. Tank Tümeni’nin 42. Tugayı ve Al-Ghayath Güçleri komutanı Ghayath Dalla liderliğinde hareket ediyor. Onlara, Ceble yakınındaki Hmeymim üssünde bulunan eski rejim subayları da destek veriyor. Saldırıların sorumluluğunu üstlenen "Suriye’yi Kurtarma Askeri Konseyi" adına yapılan açıklamada, amaçlarının "Suriye topraklarını tüm işgalci ve terörist güçlerden tamamen kurtarmak" olduğu belirtildi.

Saldırılar ve sonrasındaki çatışmalar Suriye'nin geçici hükümet yetkilileri ve onlara bağlı güvenlik güçleri için büyük bir sınavdır. Çatışmalar sırasında sahil boyunca birkaç bölge hükümet kontrolünden çıktı. Bu sırada rejim yanlısı savaşçılar, Lazkiye'nin kırsal dağlık bölgelerinde mevzilerini güçlendirdi. Geçici yönetimler, Lazkiye ve Tartus'un sahil illerinde kapsamlı güvenlik operasyonları başlattı, bu da isyancılarla daha fazla şiddetli çatışmalara yol açtı. Ancak daha endişe verici olan, bu bölgelerde ağırlıklı olarak Alevi sivil topluluklara yönelik ayrım gözetmeyen şiddet (sahada infazlar da dahil olmak üzere) haberleridir; Sünni siviller de şiddet olaylarında hedef alınmıştı, ancak bu durum daha sınırlı bir ölçekteydi. İlk haberler, Suriye'nin sahilinde meydana gelen şiddetin ardından yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini göstermektedir. Rejim yanlısı grupların kalıntıları tarafından gerçekleştirilen saldırıya karşı Şam’ın sert müdahalesinin, mezhebi bölünmeleri derinleştireceği ve yeni bir şiddet döngüsünü körükleyeceği konusunda artan bir endişe bulunuyor.

Şiddet olayları

Diken.com.tr (10. 03. 2025)

Lazkiye’de Artan Şiddet Olayları

Britanya merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin iddialarına (SOHR) göre, Suriye’de devam eden şiddet olaylarında öldürülen sivil sayısı 973’e ulaştı. 6 Mart 2025 tarihinde Suriye Kurtuluş Güçleri Askeri Meclisi’nin kuruluşunu ilan etmesinin ardından, Suriye ordusuna dönüştürülen Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) güçleri, ağırlıklı olarak Alevi nüfusun yaşadığı Tartus ve Lazkiye bölgelerinde geniş çaplı operasyonlar başlattı.

 

SOHR’un iddialarına göre, öldürülen 973 sivilin 545’i Lazkiye’de, 262’si Tartus’ta, 156’sı Hama’da ve 10’u Humus’ta yaşamaktaydı. Gözlemevi, saldırılar sırasında hayatını kaybedenlerin arasında çocuk ve kadınların da bulunduğunu belirtti.

Bu operasyonları "Alevileri hedef alan toplu katliamlar" olarak değerlendiren SOHR, uluslararası toplumu bu ağır ihlalleri belgelemeye ve sorumluların hesap vermesi için harekete geçmeye çağırdı. Aynı zamanda, Suriye’deki geçici yönetime yönelik olarak, cezasızlığın devam etmesinin gelecekte benzer suçların tekrarlanmasını teşvik edeceğini ve Esad rejiminin devrilmesinden sonra ülkenin siyasi ve toplumsal istikrarını tehdit edeceğini belirtti.

Anadolu Ajansı (09. 03. 2025)

Ahmed el-Şaraa, Lazkiye olayları için bağımsız bir soruşturma komitesi kurdu.

 

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, olayların çıkış nedenlerinin ve gelişim sürecinin araştırılması, sivillere yönelik ihlallerin soruşturulması, sorumluların belirlenmesi, kamu kurumları, güvenlik güçleri ve orduya yönelik saldırıların incelenmesi için yedi üyeden oluşan bir komitenin görevlendirildiği belirtildi.Bağımsız soruşturma komitesi, gerektiğinde uzmanlardan destek alma yetkisine sahip olacak ve tüm devlet kurumlarının komiteyle tam iş birliği içinde olması zorunlu kılındı. Soruşturma komitesinin, olaylara ilişkin kapsamlı raporunu 30 gün içinde tamamlayarak Suriye Cumhurbaşkanlığına sunması bekleniyor. Öte yandan, Suriye Cumhurbaşkanlığı, 6-7 Mart'ta devrik rejim unsurlarının saldırılarıyla başlayan çatışmalar ve sivillerle ilgili gelişmelerin yaşandığı sahil bölgesindeki vatandaşlarla doğrudan iletişim sağlamak amacıyla bir yüksek komite kurulduğunu duyurdu. Bu komite, Lazkiye ve Tartus illerini kapsayan sahil bölgesindeki halkla doğrudan temas kurarak onların görüşlerini dinleyecek, gerekli desteği sağlayarak güvenliklerinin ve istikrarlarının korunmasını temin edecek ve içinde bulunulan hassas dönemde ulusal birliği güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürütecektir. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa, konuyla ilgili yaptığı video açıklamasında, kurulan komitenin temel amacının sivil barışı korumak olduğunu belirtti. Şaraa, Beşşar Esed rejimi kalıntılarının ve onların arkasında duran dış güçlerin, Suriye’yi bölerek ülkenin birlik ve istikrarını yok etmeyi amaçladığını dile getirdi. Ülkenin iç savaşa sürüklenmeye çalışıldığı konusunda uyarıda bulunan Şaraa, rejim kalıntılarının kendilerini hukuka teslim etmekten başka bir seçeneklerinin olmadığını vurguladı. Ayrıca, Suriye’nin iç işlerine müdahale etmeye veya toplumsal bölünmeye yol açacak her türlü çağrının suç teşkil ettiğini belirtti.

Anadolu Ajansı (10. 03. 2025)

Avrupa Birliği: “Suriye’deki Şiddet ve Saldırıları Kınıyoruz”

Suriye’nin kıyı bölgelerinde, geçici hükümet güçlerine yönelik olarak Esad rejimi yanlısı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilen saldırılar ve sivillere yönelik artan şiddet, uluslararası toplumda endişe yaratmaya devam etmektedir. Avrupa Birliği, bu saldırıları ve sivillere yönelik her türlü şiddeti güçlü bir şekilde kınadığını duyurdu. Avrupa Birliği tarafından yapılan açıklamada, uluslararası insani hukuka tam riayet edilmesi gerektiği ve sivillerin her koşulda korunmasının bir zorunluluk olduğu vurgulandı. AB, tüm dış aktörleri Suriye’nin egemenliğine, birliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygı göstermeye çağırarak, ülkenin istikrarını ve toplumsal barışını tehdit eden tüm girişimleri reddettiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, Suriye’de tüm etnik ve mezhepsel grupları kapsayan, halkın tamamına saygı duyan kalıcı ve barışçıl bir geçiş sürecinin gerekliliğine vurgu yapılarak, bu süreci tehlikeye atabilecek her türlü müdahalenin kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Anadolu Ajansı (09. 03. 2025)

Dışişleri Hakan Fidan: ‘’ Suriye’deki İstikrar, Provokasyonlarla Tehdit Ediliyor’’

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün’ün başkenti Amman’da düzenlenen Beşli Güvenlik Zirvesi sonrasında yaptığı açıklamada, Lazkiye’de yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fidan, Suriye hükümetinin haftalardır sürdürdüğü istikrar politikasının, son günlerde çeşitli provokasyonlarla rayından çıkarılmaya çalışıldığını belirtti. Türkiye, Ürdün, Irak, Lübnan ve Suriye’nin katılımıyla gerçekleştirilen zirvede, Suriye’deki istikrarın korunması, bölgedeki terör faaliyetleri ve güvenlik konuları ele alındı. Türkiye’nin, yeni kurulan Suriye hükümetine destek konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Fidan, Suriye’de yaşayan Alevi, Hristiyan, Dürzi ve Nusayri grupların provokasyonlardan uzak durmasının önemine dikkat çekti.

 

Beşli Güvenlik Zirvesi’ne, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve ilgili ülkelerin savunma bakanları ile genelkurmay ve istihbarat başkanları katıldı. Bölgedeki kronik sorunların çözümüne yönelik yapılan toplantının tarihi bir önem taşıdığını belirten Fidan, bölge ülkeleriyle ortak hareket etmenin bölgesel istikrar açısından kritik olduğunu ifade etti.

Fidan, Suriye’deki yeni hükümetin uzlaşmacı yaklaşımının, bölgede kaos bekleyen bazı aktörlerin planlarını bozduğunu ve bu nedenle çeşitli provokasyonların devreye sokulduğunu dile getirdi. Son günlerde yaşanan olaylarda bir yatışma gözlendiğini belirten Fidan, ancak bölgesel ve uluslararası propagandaların, Suriye’deki durumu daha da karmaşık hale getirebileceğini söyledi.

Türkiye’nin, Suriye’de istikrarın korunması ve sivil halkın can, mal ve kültürel haklarının güvence altına alınması konusunda kararlı olduğunu belirten Fidan, provokasyonların önüne geçilmesi için tüm aktörlerin dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

İGAM

Göç İdaresi Başkanlığı’nın İkamet İzni Verilerini Güncelledi

Göç İdaresi Başkanlığı’nın 27 Şubat 2025 tarihli verilerine göre, Türkiye’de toplam 1.072.713 yabancı ikamet izniyle bulunuyor.

İkamet izni ile en fazla yabancı barındıran ilk 5 il:

İstanbul – 495.341
Antalya – 146.778
Ankara – 93.184
Bursa – 52.877
İzmir – 46.480

İkamet İzni Türlerine Göre Dağılım:

Kısa Dönem İkamet İzni: 488.229

Aile İkamet İzni: 148.481

Öğrenci İkamet İzni: 185.539

Diğer Kategoriler: 250.464

Türkiye’de yabancıların en fazla bulunduğu şehir İstanbul olurken, kısa dönem ikamet izni en çok tercih edilen izin türü olmaya devam ediyor.

 
Whatsapp