09.10.2026
Türkiye ve İtalya’da Göç Yönetişiminin Karşılaştırmalı Analizi
Akdeniz göç güzergâhlarının iki kritik ülkesi olan Türkiye ve İtalya, uzun yıllardır yoğun göç hareketlerinin merkezinde yer alıyor. Türkiye dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkelerinden biriyken, İtalya Avrupa’ya açılan başlıca giriş kapılarından biri konumunda. İki ülke birbirine bağlı bir göç dinamiğinin parçası olmasına rağmen, bu ilişkiyi idari ve politik düzeyde ele alan akademik çalışmalar oldukça sınırlı. Adnan Efe Akıncı tarafından hazırlanan bu çalışma, Türkiye ve İtalya’nın kabul sistemlerini ve göç politikalarını üç temel eksen üzerinden karşılaştırıyor: kabul sistemlerinin hukuki ve felsefi yönelimi (entegrasyon ve uyum), kurumsal güvenlikleştirme (idari gözetim) ve sınır dışsallaştırma.
Çalışmanın öne çıkan bulguları:
-
İtalya, CAS ve SAI’den oluşan iki kademeli yapısıyla uzun vadeli entegrasyonu hedefleyen hak temelli bir sistem benimsiyor. 2023'teki Cutro Kararnamesi gibi yasal kısıtlamalara rağmen sistemin genel yönelimi hâlâ hukuki ve sosyal entegrasyon.
-
Türkiye ise 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi sınırlama nedeniyle Avrupa dışından gelenlere mülteci statüsü tanımıyor; geçici koruma ve şartlı mülteci gibi statüler üzerinden geçicilik ve “uyum” vurgusu öne çıkıyor.
-
Her iki ülke de İtalya’da Geri Gönderme Merkezleri (CPR), Türkiye’de ise Geri Gönderme Merkezleri (GGM) aracılığıyla idari gözetimi bir güvenlikleştirme aracı olarak kullanıyor.
-
Sınır dışsallaştırma açısından İtalya, Arnavutluk topraklarında işlettiği tesislerle ülke dışı bir model uygularken; Türkiye, 2016 AB-Türkiye Mutabakatı çerçevesinde dışarıdan finanse edilen bir “tampon bölge” işlevi görüyor.
-
Çalışma, AB’nin 2026'da uygulamaya giren Yeni Göç ve İltica Paktı ile Dublin III’ün yerini alan Göç ve İltica Yönetimi Tüzüğü (AMMR) gibi güncel gelişmeleri de değerlendiriyor (değerlendirme tarihi: Temmuz 2026). Sonuç olarak, Akdeniz güzergâhında kalıcı çözümler için gerçek anlamda uluslararası yük paylaşımına ve ortak bir göç yönetişimi anlayışına ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor.
Çalışmanın tam metnine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
https://drive.google.com/file/d/1t_Yrj_x4D_IgTP2xLILOtH0JSiiIxTCw/view?usp=drive_link
Comparative Analysis of Migration Governance in Türkiye and Italy
Türkiye and Italy, two key states along the Mediterranean migration routes, have long been at the centre of significant migration flows. Türkiye is one of the world’s largest refugee-hosting countries, while Italy is one of the main entry points to Europe. Although the two countries are part of an interlinked migration dynamic, academic work comparing them at the administrative and political level remains limited. This study by Adnan Efe Akıncı compares the reception systems and migration policies of Türkiye and Italy along three dimensions: the legal and philosophical orientation of reception (integration vs. harmonization), institutional securitization (administrative detention), and border externalization.
Key findings:
-
Italy maintains a rights-based framework aimed at long-term integration through its two-tiered system of CAS and SAI. Despite legislative rollbacks such as the 2023 Decreto Cutro, the system’s overall orientation remains legal and social integration.
-
Türkiye, due to its geographical limitation to the 1951 Geneva Convention, does not grant refugee status to non-European applicants; its approach emphasizes temporality and “harmonization” through statuses such as temporary protection and conditional refugee.
-
Both countries use administrative detention as a securitization tool, through Italy’s Repatriation Centres (CPRs) and Türkiye’s Removal Centres (GGMs).
-
In terms of border externalization, Italy applies an extraterritorial model through facilities on Albanian soil, while Türkiye functions as an outsourced containment hub under the 2016 EU-Türkiye Statement.
-
The study also assesses recent developments, including the EU’s New Pact on Migration and Asylum, applicable as of 2026, and the Asylum and Migration Management Regulation (AMMR) replacing Dublin III (cut-off date: July 2026). It concludes that sustainable solutions along the Mediterranean routes require genuine international burden-sharing and a shared approach to migration governance.
The full text is available at the link below.
https://drive.google.com/file/d/1t_Yrj_x4D_IgTP2xLILOtH0JSiiIxTCw/view?usp=drive_link



