EN

‘Korona salgını, mültecilerin sorunlarını katlayarak, artırıyor’

16.04.2020

16.04.2020

İGAM Başkanı Metin Çorabatır, korona salgını sürecinde mültecilerin karşı karşıya kaldıkları sorunları yazdı.

“‘Korona salgını, mültecilerin sorunlarını katlayarak, artırıyor. Korona salgını sonrası umarız mültecileri daha iyi anlayacağız ” diyen Çorabatır, şu uyarılarda bulundu:

“Birçok insani yardım kuruluşu çalışanına göre korona salgınının sürmesi ve mülteciler arasındaki işsizliğin artması bu geniş kesimi, salgınlara karşı daha korunaksız, dayanıksız hale getirebilir. Ayrıca unutulmamalıdır ki 4 milyonun üzerinde müteci ya da benzer durumdaki insan, Türk toplumuyla bir arada yaşıyor. Onların sağlık sorunu tüm ülke için de çok önemli bir halk sağlığı sorunudur”

Makalenin tamamı aşağıda yer almaktadır

“Mülteciler de evlerindeler… Ve ihtiyaçları artıyor”

Metin ÇORABATIR

İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) Başkanı

 

Türkiye’deki 4 milyonun üzerindeki mülteciler de komşuları Türk vatandaşları gibi evlerindeler. Onlar da Türkiye’nin Korona virüsüyle savaşını kazanmasını ümitle bekliyorlar. Ama Türkiye’deki statüleri aynı zamanda artan bir kaygı içinde bu bekleyişlerini sürdürmelerine yol açıyor. Kaygılarının artmasında sadece Korona virüsünün tehdidi altında bulunmaları rol oynamıyor. Bu salgın bu ülkede yaşayan herkesi tehdit ediyor. Bunun yanı sıra Korona salgını mültecilerin sorunlarını katlayarak arttırıyor. Mülteci krizlerinde zorunlu göç zamana yayıldıkça ihtiyaçlar, acil gıda, su, ilaç ve çadır gibi en temel yardım maddelerinden süreç içinde eğitim, iş, daha iyi yaşam şartları, dil eğitimi psikososyal destek, kültürel aktiviteler gibi hizmet araçlarına doğru evrilir. Türkiye’de dokuz yıldır süren sorunda Suriyelilerin yaşamı yavaş yavaş, üst düzeyde olmasa da istikrara kavuşuyordu. Ama aşağıdaki satırların da gösterdiği gibi korona salgını nedeniyle, ihtiyaçların türü yeniden “acil yardım” aşamalarındaki ihtiyaçlara benzemeye başladı.

Karşılaşılan sorunlar

IGAM olarak çalışma alanımız durumundaki Keçiören ve Altındağ semtlerindeki gözlemlerimize dayanarak bugünkü durumu şu şekilde özetlemek mümkün;

  • Mültecilerin kayıt dışı olarak çalıştıkları birçok iş yeri kapandı, bazıları da mültecilere iş vermekte eskisine göre daha isteksiz. Hatta işten çıkartma kararlarında öncelik Suriyeli ve diğer mültecilere veriliyor.
  • Ankara’nın Ostim ve Siteler gibi üretim alanlarında işsiz kalan binlerce mülteci evini geçindirecek gelir kaynaklarından bir anda mahrum kaldı.
  • Evlere kapandıkları için dışarı çıkıp gündelik iş arayamaz oldular.
  • Dört milyon mülteciden sadece 1.9 milyonu, AB tarafından fonlanan Kızılay kartı sayesinde ayakta durabiliyor.
  • Açlık, kötü beslenme, temiz su bulamama gibi acil sorunlarla karşı karşıyalar.
  • Her gün telefonla ulaşılan onlarca mülteci en önemli ihtiyaç olarak gıda paketi talebinde bulunuyor.
  • Aynı zamanda hijyen malzemesine ihtiyaç da hızla büyüyor. Sabun, deterjan, kadın hijyen malzemesi, bebek bezi yardımına acele ihtiyaç duyuyorlar.
  • Kamu kurumlarının, belediyelerin yardım programları, mültecileri dışlıyor.
  • Bu ihtiyaçların karşılanmasında önemli bir boşluğu dolduran sivil toplum kuruluşları korona tehdidi nedeniyle faaliyetlerini uzaktan, evlerden sürdürüyor. STK’ların yardımları durmuş vaziyette. Birçok proje, durma noktasında.
  • İl göç idaresi müdürlükleri korona nedeniyle çalışmalarını yavaşlattı ve ancak acil vakalara yardımcı olabiliyorlar.
  • Hastaneler ve sağlık hizmetleri korona vakalarıyla yoğun bir biçimde meşgul olduklarından, çoğu Türk vatandaşı gibi mülteciler de sağlık hizmetlerine ulaşımda zorluk çekiyorlar.
  • Uzaktan eğitimi izleme donanımına sahip olmayan mülteci öğrencilerinin eğitimi aksıyor. Mülteci öğrenciler, normal sınıfta ders almanın avantajından yararlanamadıkları için uzaktan eğitimde dersleri anlamakta zorlanıyorlar.
  • Kapalı, dar evlerde korku ve yokluk içinde yaşamak psikolojik sorunlara, ümitsizliğe, kaygıya, strese ve kimi zaman şiddete yol açabiliyor.

İzolasyon arttı

Bu sorunların bir bölümü Türk halkının dar gelirli kesimlerinin de karşı karşıya bulunduğu sorunlar. Ama mülteciler vatandaş olmamanın, “yabancı” olarak görülmelerinin ek zorluğunu yaşıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti devleti arkalarında… Ama önce kendi vatandaşlarının arkasında… Korona salgını mültecilerin izolasyonunu iyice arttırdı. Eğer duyumlarımız doğru ise UNHCR ve Göç İdaresi mültecilere yönelik bir yardım programı hazırlıyor. Bunun çapı, kimleri kapsayacağı henüz bilinmiyor.

Geleceği kestiremiyoruz

Korona salgınından mülteciler lehine çıkabilecek bir sonuç, onları daha iyi anlamamız olacaktır. Şu anda gerek Türkiye’de gerek dünyada insanlığı tehdit eden şey düşmanımızı göremememiz, geleceğimizi kestiremememizdir. Bu salgın önlenebilecek mi? Ne zaman önlenecek, daha ne kadar sokağa çıkılamayacak, ne zaman işimizin başına ya da okulumuza dönebileceğiz? Bu sorunlara verilecek bir yanıtımızın olmaması, insanlığın ruh durumunu tehdit ediyor. Oysa dünyanın en fazla mülteci barındıran birçok ülkesinde mülteciler sürekli bu bilinmezlik, öngörülemezlik, geleceğini planlayamama durumundalar. Çünkü bu ülkelerin büyük çoğunluğu mültecilere mülteci statüsü tanımıyor. Hukuki statüsüzlük, mültecilerin yarınlarla ilgili her an korku ve kaygı içinde yaşamalarına  neden oluyor. “Yarın aç kalacak mıyım?”, “Yarın evden atılacak mıyım?” “ Yarın zorla savaşın ve zulmün sürdüğü ülkeme geri gönderilecek miyim?”, “Burada kazandığım paraya el konulacak mı?”. Bir başka ifadeyle bugün tüm insanlığın salgın nedeniyle yaşadığı belirsizlikten kaynaklanan korkular, mültecilerin günlük kabuslarıdır. Korona salgını sonrası umarız mültecileri daha iyi anlayacağız.

Onların sorunu, tüm ülke için bir halk sağlığı sorunudur

Birçok insani yardım kuruluşu çalışanına göre korona salgınının sürmesi ve mülteciler arasındaki işsizliğin artması bu geniş kesimi, salgınlara karşı daha korunaksız, dayanıksız hale getirebilir. Ayrıca unutulmamalıdır ki dört milyonun üzerinde müteci ya da benzer durumdaki insan Türk toplumuyla bir arada yaşıyor. Onların sağlık sorunu, tüm ülke için de çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. İGAM’ın danışanımız olan Suriyeli bir mülteci, “Biz savaşı yaşadık, bize kapılarını açan Türk halkıyla beraber korona virüsünü yeneceğiz” diyor.

Whatsapp