20 Haziran Dünya Mülteciler Günü için İGAM tarafından 17 Haziran'da Ankara Resim ve Heykel Müzesi'nde gerçekleştirilen sergi etkinliğinde, İGAM Başkanı Metin Çorabatır açılış konuşması yaptı:
Sevgili misafirler, BM ve Avrupa Birliği’nin kıymetli temsilcileri, bağışçı ülkelerin değerli temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, TMK, akademisyen dostlarımız, sevgili mülteci arkadaşlarımız, eserleriyle bizi destekleyen değerli sanatçılarımız ve değerli basın mensupları…
Dünya Mülteciler Günü etkinliğimize hoş geldiniz. Katılımınız için çok teşekkür ederim.
Birleşmiş Milletler’in “Son Küresel Gelişmeler 2024 Raporu”nda da görüldüğü gibi, dünyada mülteci sayısı artmaya devam ediyor. Dünyada yerinden edilmiş kişi sayısı 2024’te yüzde yedi oranında arttı ve 123 milyona çıktı.
Bu gerçeğin yanı sıra Suriye’de 8 Aralık 2024’te meydana gelen gelişmeler, kitle halinde bir gönüllü geri dönüş imkânının kapısını açtı. Son açıklamalara göre, Türkiye’den bugüne kadar dönenlerin sayısı 273 bine ulaştı.
Henüz çok erken olmakla beraber, sınır geçiş noktalarında dönüş için gelenlerle bu hafta başında yaptığımız hızlı mülakatlarda okulların kapanmasıyla beraber önemli bir artışın gerçekleşmekte olduğunu gözlemledik.
Buna karşılık hâlâ 2 milyon 600 bin mülteci geri dönme konusunda karar vermekte zorlanıyor. Suriye’deki siyasi ve güvenlik belirsizlikleri ve ekonomik yıkım, geri dönme kararlarını geciktiriyor.
On yıllarca süren bir diktatörlük rejiminin, son 14 yılında yaşanan iç savaş ve rejimin uyguladığı benzeri görülmemiş şiddet sonrasında yeni ve demokratik bir Suriye’nin kurulması elbette çok zor ve uzun bir süreç olacaktır.
Bu süreçte Türkiye ve diğer Suriye’ye komşu ülkelerde önemli sayıda mültecinin yaşamaya devam etmesi doğaldır. Türkiye Hükümeti’nin, mültecilerin istedikleri sürede ülkede kalmaya devam edebileceklerini, geri gönderme konusunda bir baskı yapılmayacağını açıklaması memnuniyet vericidir.
Önümüzdeki belirsiz bir sürede milyonlarla ifade edeceğimiz Suriyeli mültecinin Türkiye’de kalacağı varsayılmaktadır. Son 14 yılda Türkiye’de yaşananlardan öğrenilenlerle, önümüzdeki dönemi planlamak gerekmektedir.
Türkiye’deki Suriyeliler için çok kuvvetli olmamakla beraber bir koruma sistemi oluşmuştur. 2014’te yürürlüğe giren “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” ile aynı yıl yayımlanan Geçici Koruma Yönetmeliği bu korumanın temel taşlarıydı. Ancak yaşanan tecrübeler, Suriyeli mülteciler açısından fakirlik, geleceğe karşı korku, ayrımcılık ve aşağılanmayı beraberinde getirdi.
Biz inanıyoruz ki sadece kalacak olan Suriyeliler için değil, tüm sığınmacılar için geçici korumadan ya da mevcut uluslararası korumadan daha iyi bir koruma sistemi yaratmanın yollarını aramalıyız. Terörsüz Türkiye ve anayasa değişikliği tartışmaları çerçevesinde Türkiye’nin mevcut “Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu”nu geliştirmesi gerekmektedir. Uluslararası mülteci ve insan hakları hukuku bu reformun rehberi olmalıdır.
Türkiye ve Suriye arasında insanların, sığınma amacıyla değil; turizm, ticaret, sanayi, eğitim, kültür ve sağlık nedenleriyle serbestçe dolaşabilecekleri açık kapı politikalarının uygulandığı mutlu yarınlar ümit ediyoruz.
Sözlerimi, bu etkinliğimizi gerçekleştirmemizde bize destek veren Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin değerli yöneticilerine, başta Doç. Dr. Sayın Aslı Işıksal olmak üzere Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğretim üyelerine ve sergiye eserleriyle katılan tüm sanatçılara teşekkür ederek tamamlamak istiyorum.
Bu etkinliğimizin temel amacı, toplumsal uyum için sanatın önemini vurgulamaktı.



