MÜLTECİ KORUMASI İÇİN YÖNLENDİRMELERİN STANDARTLAŞMASI
17 Kasım 2020 tarihinde düzenlenen ‘Yönlendirme Mekanizmalarının Güçlendirilmesi Konferansı’ Sonuç Raporu’na göre, sahada STK’larla kamu kurumları arasında sistemli bir ilişki kurulamamakta ve etkili bir yönlendirme gerçekleşmemektedir.
Sonuç raporundan:
- Türkiye’deki tüm paydaşların etkin koruma araçlarından biri olan yönlendirme konusundaki tecrübelerini hızla arttırma ihtiyacı bulunmaktadır.
- Yönlendirmenin etkin bir koruma sağlaması için mültecilerin hakları ve statüleri ile ilgili yasal ve idari kısıtlamaların giderilmesi gerekmektedir.
- Tüm paydaşların, bir yandan yasal mevzuatların güncellenmesi için savunuculuk yapmaları, bir yandan da mevcut koşullardaki yönlendirme prosedürlerinin standartlaşması için birlikte hareket etmeleri gerekmektedir.
- Yapılan yönlendirmelerin sonuçlarıyla ilgili geri bildirim mekanizmalarının oluşturulması gerekliliği vardır.
- Mültecilerin kamu kurumları ve yerel yönetimler nezdinde şikayetlerini iletebilecekleri platformların oluşturulması gerekmektedir.
- Yönlendirmelerle hak ve hizmetlere erişimin önündeki en önemli engellerden birisi dil ve tercüman eksikliğidir. Eğer tercüman desteği sağlanabilirse bu kamu kurumlarındaki işleri hızlandırabilir ve süreçleri kolaylaştırabilir.
COVİD-19’un etkileri:
- Yönlendirme yapılan kamu kurumları, çevrimiçi hizmet sağlama ve internet kullanımı konusunda STK’lar kadar hızlı olamadılar. Hizmetlerin yavaşladığı gözlemlendi. Normalleşme sürecinde bile İl Göç İdareleri sadece yenidoğan kayıtları yaptılar.
- Kamu kurumlarının sağladığı hizmetlerin ve desteklerin mültecileri kapsamaması var olan ihtiyacın daha belirgin olmasına sebep oldu.
- Yönlendirme yapılan kurumların çalışanlarının da COVID-19 pozitif olması hizmetlerin aksamasına sebep oldu. Yönlendirmeler durma noktasına geldi. Ancak normalleşme süreci ile elektronik randevu sistemiyle gecikmeli olarak da olsa düzenli hizmet süreçleri başladı.
- Koruma ve yönlendirme yapan STK’lar COVID-19 ile beraber, genelde hızlı bir çevrimiçi hizmet sistemine kendilerini uydurdular. Destekler için Zoom gibi çevrimiçi kanallar kullanılmaya başlandı, fakat herkesin bu araçlara erişimi bulunmadığı için hizmetler ve yönlendirmeler sınırlı kaldı.
- STK’ların sağladığı destekler herkesi kapsayamadı. Kamu kurumları ve STK’lar arasındaki bilgi akışı yavaşladı. STK ve kamu ekiplerinin saha ile temasının kısıtlanması, zor durumdaki mültecilere ulaşımda büyük bir engel oldu.
- Kurumların çalışma saatlerinin değişmesiyle birlikte var olan yetersiz tercüme desteği daha da arttı. STK’ların personel azlığı hizmet niteliğini düşürdü.
- Koruma ve yönlendirme yapan STK’ların bir bölümünün ayni/nakdi yardım bütçelerinin çok kısıtlı olması birçok acil duruma müdahaleyi engelledi. Doğrudan destek veren STK çalışanlarının iyilik hallerinde sıkıntılar yaşandı.
- COVID-19 sivil toplum çalışanlarının da motivasyonunu zorladı. STK ekiplerinin saha ile temasının kısıtlanması, zor durumdaki mültecilere ulaşımda büyük bir engel oldu.
- Özellikle hassasiyet durumu yüksek vakaların tespit edilmesinde zorluklarla karşılaşıldı. Risk altında çocuklar, hassas vakalar STK’larla iletişime geçemedi veya benzer şekilde STK’lar onlara ulaşamadı.
- STK’ların danışanlarına özellikle hastanede eşlik edememesinden kaynaklı, özellikle dil bariyerine bağlı sağlığa erişim problemleri arttı.
Türkçe Birleştirilmiş Rapor için tıklayınız.
Please click for English Consolidated Report
“Türkiye’deki hassas mültecilere bilgi ve koruma desteği sağlama ve toplum temelli korumayı güçlendirme” projesi Avrupa Birliği Sivil Koruma ve İnsani Yardım tarafından finanse edilmektedir.
Bu belge, Avrupa Birliği'nin finansal yardımı ile yürütülen insani yardım faaliyetlerini kapsamaktadır. Burada ifade edilen görüşler, hiçbir şekilde, Avrupa Birliği'nin resmi görüşünü yansıtacak şekilde alınmamalıdır ve Avrupa Komisyonu, içerdiği bilgilerin herhangi bir şekilde kullanılmasından sorumlu değildir.


